ICITS 2011 ve Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri Mobbing Analizi
Ramazan Benek // 24 Eylül 2011 // 2 yorum // kategori: BÖTE, Eğitim // Gösterim: 148 Bu yazının kısa linki: http://ramo.me/7r
ICITS 2011 (5.International Computer & Instructional Technologies Sypmosium – 5.Uluslararası Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Sempozyumu) 22-24 Eylül 2011 tarihleri arasında Fırat Üniversitesi’nde gerçekleşti. Ben sempozyuma katılamadım ama güzel ve verimli geçtiğine eminim. Zira hem yurtdışındaki hem de ülkemizdeki üniversitelerden Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri alanında ihtisas yapmış çok değerli öğretim üyeleri bu sempozyuma katılmışlar ve bildirilerini sunmuşlar. Örneğin Hong Kong Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Nancy LAW, yapmış olduğu sunumda şu söze atıfta bulunmuş: “Tırtıllara(ipek böceklerine) kanatlar takmak, kelebek yaratmaz. Bu durum, iğrenç ve hiçbir işe yaramayan bir durum yaratır. Kelebekler ancak dönüşümle yaratılır(Adding wings to caterpillars does not create butterflies. It creates awkward and dysfunctional caterpillars. Butterflies are created through transformation). – Stephanie Marshall(1996)”
Bu söz, hani öğrencilere tablet bilgisayarlar ve e-kitaplar dağıtılınca eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanılacağının düşünüldüğü F@tih Projesi için o kadar çok şey anlatıyor ki, belki de proje üzerine sayfalarca yazı yazılsa bu söz kadar ancak etki yapabilir. Umarım, ICITS 2011′e katılan EĞİTEK Genel Müdürü Mahmut TUNCEL, Genel Müdür Yardımcısı Tunay ALKAN ve projenin diğer yetkilileri, Prof.Dr.Nancy LAW‘ın sunumunu baştan sona büyük bir dikkatle izlemişlerdir. Ayrıca ODTÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof.Dr.M.Yaşar ÖZDEN hocamızın “Bütün teknolojilerin aklı, onu kullanan insanın aklıyla sınırlıdır.” sözünün de, proje yetkilileri ve Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları tarafından iyice irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum.
ICITS 2011′de ayrıca, MEB’e bağlı kamu okullarında görev yapan Bilişim Teknolojileri Öğretmenleri’nin karşılaştıkları mobbing(yıldırma) anketinin sonuçları da yayınlanmış. Bu yıldırma örneklerinden bir tanesi var ki, sinirlerimi tepeme zıplattı desem yeridir: “7 aylık hamile olmama rağmen kasa taşımak zorunda kaldım.” Öğretmenlerin sırça köşklerde yaşadıklarını sananlar, bunu okuyunca ne düşünecekler gerçekten merak ediyorum! Anket sonuçlarının yayınlandığı bildiri şöyle başlıyor:
Bilişim Eğitimi konusunda ülkemizde yürürlüğe giren uygulamalar, Eğitim Kurumlarının tamamına yakınında şu sıkıntıların vuku bulmasına neden olmuştur:
- Bilişim Teknolojisi Öğretmenlerinin, birer Eğitimci olarak değil Elektronik sorunlarının çözümü için Bakanlıkça görevlendirilmiş bir Teknik yetkili olarak düşünülmesi,
- Bakanlık tarafından azaltılan ders saatleri nedeniyle Kurum Yetkililerinin BT Öğretmenlerini Eğitim-Öğretim dışındaki Asli olmayan görevlere koşmak istemesi ve yaşanan ihtilaf durumlarında bunu tehdit ya da sicil gibi yollarla yaptırmaya çalışması,
- Yine azaltılan ders saatleri nedeniyle okulda başka bir işle meşgul olmadıkları düşünülen bu Eğitimcilerin sürekli bir takip ve gözetim altında tutulması,
- Mesleki anlamda BT Eğitimcilerinin Eğitim-Öğretim ortamına katkı sunulabilecekleri fırsatların ve bu eğitimcilerin bazılarının Mesleki Bilgi dışında Kişisel Yetenekleriyle getirdikleri olumlu yanların kullanılmaması ve gözardı edilmesi,
- Bilişim Eğitimi konusunun bir Bakış açısı ve Vizyon Eğitiminden çok günlük hayatta kullanılan herhangi bir Elektronik aletin eğitimiyle karıştırılması ve bu nedenle Müfredatı hakkında neredeyse bilgi edinme ihtiyacı hissedilmemesi, dolayısıyla da bugüne kadar Bilişim Eğitimi sınıflarının bir Derslik değil Vakit Geçirme-Eğlence Sınıfı olarak benimsenmesi gibi…
Bildiri ve Raporlarımızda da yer verdiğimiz üzere süreç içinde gelişimi takip edilmeyen ve duyarsız kalınan Bilişim Eğitimi, okullarda mutsuz ve huzursuz bir Öğretmen modeliyle birlikte Bilişim Teknolojilerini içinde bulunduğumuz çağda sadece iş ve işlemlerin hızlı yürüyebilmesi için hizmete koşulmuş bir ekipman yığını zanneden İdareci ve Eğitimcileri yetiştirmiştir. Bakanlıklarımızın Bilişim parametrelerini, sadece Ulusal Projeler kapsamında Teknik Ekipman olarak ülkemize sağlamaya çalışması ve bu ekipmanların “Bilgisayar Destekli Eğitim-Öğretim ile anlam bulacağı” gerçeğinden uzak bir politika izlemiş olması 12 bin civarında BT Öğretmeninin Eğitim Kurumlarında sahipsiz kalmasına neden olmuştur.
Evet! Gerek, tabir-i caizse, gün aşırı değişen politikalar/kararlar, gerek BT dersinin müfredatının yetersizliği, gerekse de MEB bürokrasisinin çarpık eğitim sisteminin sorunlarına yıllardır bir çözüm üretememesi nedeniyle unutulan 12 bin Bilişim Teknolojileri Öğretmeni sahipsiz durumda. Ve kapımızda bir F@atih Projesi!.. Bakalım bu işin sonu nereye varacak?.. Benim ise tek korkum var: Öğretmenlere dizüstü bilgisayar temini ve DynEd projelerinde(belki de daha fazla proje var ama bunlar şimdilik aklıma gelenler) yaşanan hayal kırıklığının, F@tih Projesi’nde de yaşanması… İnşallah ben yanılırım.




Yetişebildiğim tüm oturumlara katılmaya çalıştım. İlk oturumda Amerika’dan bir bayanla Telekonferans yaptık ve sorduğum sorular hep havada kaldı.
Seramoniye gelelim…Dikkatimi çeken şey Nancy’nin sunumu sırasında EĞİTEK Müdür Yardımcısı Tunay beyin Cep Telefonunu çıkararak sahnedeki önemli alıntılara yönelmesiydi. Trafik kazasında can çekişen insanları çekmeyi, muhabirlik zanneden insanımızdan tek farkı Tunay Bey’in bu fotoğrafları gerçekten ihtiyaç duyması yüzünden çekmesi olurdu. Sayısız mailin kendilerine gittiğinden ve mail kutularının Spam çöplüğüne döndüklerinden şikayet ediyorlar ancak dileyelim de kendileri de o alma ihtiyacı duydukları alıntıları biraz özümseyebilsinler ve gözleri önündeki Bilişimcilerin kayda değer görüşlerine kulak tıkamasınlar.
Sunumda “Kelebekler” konusu dikkat çekiciydi. Blogumda bu konuda bir yazı yazacağım ama daha önemli bir konu ise Değişimde bir LİDERLİK gerektiği konusuydu ve sunumun neredeyse yarıya yakını bu konuyla ilgiliydi. Düşünüyorum da bazı konulardan muzdarip olan yalnızca biz değiliz…
İsmail hocam, blogunuza yazacağınız izlenimlerinizi merakla bekliyorum.